Advertisement About Us Contact Us
     
 
Ali KÜLEBİ
 
 
 

YEREL YÖNETİM SEÇİMLERİNDE ;

KİME –NİÇİN-KİMİ DÜŞÜNEREK SORULARININ YANITLARI 

Mart ayında yapılacak yerel yönetim seçimlerine milletçe daha yoğun beklenti ve tepkilerle giriyoruz. Çünkü bu seçimler ülkemizin bekası, geleceği ve hatta üniter bütünlüğü açısından çok önemli. Ve çünkü vatanımızın üniter bütünlüğüne göz dikenler yerel yönetim seçimlerini bundan sonra hedefledikleri aşama için bir basamak olarak görüyorlar.

 Yine, iyi yönetilmeyi, insanca, çağa uygun koşullarda yaşamayı hak eden Türk milleti özellikle çocuklarının geleceği açısından har vurup harman savuran ve geleceğini borçlanarak ipotek altına teslim eden bir yönetim istemiyor.

Giderek küreselleşen, uluslararası güçlerin kontrolü altına sürüklenen dünyamızda bizim de bağımsızlığımızı tehdit edecek tuzak, borçlandırılarak çocuklarımızın, ülkemizin geleceğini bu söz konusu güçlere teslim etmemiz olacaktır. Bu bakımdan milletimizin ihtiyaçlarını karşılamada doğrudan etken olan belediye harcamalarının akılcı ve dürüst yöntemlerle gerçekleşmesi gerekir. Ne yazık ki israf, rüşvet ve çıkar sisteminin yürüdüğü, yürütüldüğü bugünkü düzende bunun böyle olmadığı bellidir.

Belediyeler sorunların doğrudan ve yerinde çözülmesini, vatandaşlarının yaşam kalitesinin yükseltilmesini sağlayacak yönetimlerdir.  Vatandaşların gündelik yaşamını, yaşam tarzını yerinde ve en kısa zamanda çözmek için vardırlar. Yerel sorunları en iyi onlar bilirler. Hemşerilerinin sorunlarını en iyi onlar tespit ederler. Merkezi hükümetten farkları budur. Daha iyi yönetilmek, yaşamak istiyorsak gerçek, asli yurttaş olarak yerel yönetimde bize hizmet edecekleri başımıza getirmemiz gerekir. Aksi halde içinde bulunduğumuz yaşam kalitesinden, sağlanan hizmetten şikayet etme hakkımız olmaz.

Ayrıca, vatanını seven yurttaşlar olarak demokratik yönetimin ilk basamağı olan yerel seçimlerde geleceğimizi tayin şansımızı değerlendirerek, milletimize olan demokratik vatandaşlık görevimizi de yerine getiririz.

Burada bize verilmiş olan ve asla küçümsenmemesi gereken bir demokratik güç vardır. Oy kullanarak, bize su getiren, ulaşımımızı sağlayan, sağlığımızı güvence altına alan, çevre ve hava kalitesini kontrol eden, enerji gereksinimimizi sağlayan bir idare mekanizması içinde bizi yönetenleri seçme gücü bize sağlanmıştır. Bu bakımdan oy verme ve seçme hakkı bireylere verilmiş olan çok önemli bir araçtır. Oy vererek geleceğimiz tayin edebilir, daha iyi bir gelecek için bir fark yaratabiliriz. Eğer böyle bir hakkımız ve imkanımız varsa niçin bunu kullanmayarak başkalarının bizi yönetmesinde söz sahibi olmalarının yolunu açalım?

Kaldı ki yerel yönetim seçimlerinde oy kullanarak, ödediğimiz vergilerin karşılığını ne oranda aldığımızın ve paramızın çarçur edilip edilmediğinin hesabını da sorabiliriz.

Bütün bu görüşler, yerel yönetimlerde niçin sandığa gitmemiz ve vatandaşlık görev ve hakkını kullanmamız gerektiğini açıklar.

Bu vatandaşlık hakkını kullanırken milliyetçi camiaya düşen görev, küresel zihniyet ve çıkar çevrelerine hizmet edenleri de saf dışı etmektir.

Düzeni bozarak, toplumsal çelişkilerin istismar edilmesini sağlayanlara malzeme verecek zihniyeti ve bunun arkasındaki beynelmilelciliği saf dışı etmek görevimizdir. Yerel yönetimleri kişisel çıkarları için kullananlar ülkesini sevmeyenlerdir. Bunlar için küresel güçler ile işbirliği yapmak da çok kolaydır. Çünkü artık raydan çıkmışlardır. Çıkar için her şeyi yaparlar. Beynelmilel güçlerin milletimizin var olan maddi ve manevi değerlerini hedef olarak alabileceğini bir nebze bile olsa hatırdan çıkarmamak gerekir. Küresel güçler sömürmek için bizi milletçe kenetleyen, bir arada tutan kültürel, siyasal ve sosyal yapıları evrensel pota içinde eritmeyi hedeflemiştir. Bunun ülkemizde işbirlikçileri olabilecek siyasileri de bu çerçevede değerlendirip tepki koymak gerekir. Yabancılarla işbirliği yaparak ülkemizin değerlerine tasallut edercesine kültürel mirasımızı, doğa hazinelerimizi alışveriş merkezi veya benzeri rant araçları haline getirmek isteyenlere karşı çıkılacak en demokratik yöntem belediyelerde güvendiğimiz, ülkesini, milletini, milli değerlerini sevenleri iş başına getirerek olur. İçimizde küresel zihniyete hizmet edebilecek unsurları saf dışı etmenin ilk adımı sandık başında oyumuzu kullanmakla olur.

Halkın gerçek ihtiyaçlarını unutup, göz boyayacak işler ve projelerle milletimizi uyutmaya karşı verilecek en güzel cevap, sandık başında milletimizin yararına alt ve üst yapı yatırımlarını en rantabl şekilde gerçekleştirebilecek milli ruha sahip yöneticileri başa getirmemiz gerekir.

Aksi halde daha çok ulaşım sorunu yaşarız. Yurtiçinde milli imkanlarla üretileceğine apar topar dışarıdan satın alınan otobüsler, yapıldıktan altı ay sonra kullanılmaz hale gelen kaldırımlar ve bunların her seçim öncesi sıklıkla yenilenmesi, alt yapısı bir türlü halledilmediği için sıklıkla kesilen elektrik, su ve öteki hizmetler. Bütün bunlar çağdaş Türkiye’de halkımızın hak etmediği bir yaşam biçiminin parçasıdır.

Gelişmiş ülkelerde halkın sıkıntı çekmemesi için gece yapılan tamiratların bizde çoğu yerde gündüz, en kalabalık saatlerde yapılması, yapılan tamiratın üstünden bir hafta geçmeden aynı yerde belediyenin bir başka biriminin tekrar kazıya başlaması israf, beceriksizlik ve çıkar edindirme yöntemlerinin manzumesidir. Belediyecilik halkın yaşam kalitesini arttırmak, halkı rahat ettirmektir. Halkı canından bezdirmek değildir.

Giderek yaşlanan nüfusumuza ve değişen sosyal yaşam biçimine uygun olarak, Alzheimer ve MS gibi rahatsızlıkları olan ve yardıma muhtaç bütün yaşlılara daha iyi sahip çıkılacak çağdaş müesseselerin geliştirilmesi elzemdir. 21. Yüzyılın başında ülkemizde hala sokağa düşen ve bakıma muhtaçların olması ayıptır. Halbuki temelinde milli ve manevi yardım anlayışı bütün milletlerden fazla olan ülkemizde bunun üstesinden gelmek hiç de zor değildir. Yaşlılarımızın ulaşım ve sağlık sistemlerindeki imkanları hakları hala yeterli değildir.  Bu ve ilgili konuların ele alınması da elzemdir.

Kimsesiz ve yardıma muhtaç çocukların daha fazla desteklenmesi, eğitilmesi ve onların yurdunu seven manevi gücü yüksek bireyler olarak yetiştirilmesi elzemdir. Yine gençlere dönük daha fazla spor ve özellikle mesleki ve teknolojik beceri kazandıracak tesis ve eğitim kurumlarının topluma kazandırılması da önemlidir. Bütün bunların kurulmasında ilk adım milli bir belediyecilik anlayışı ile olur.

Toplumumuzda hiç önem verilmeyen ve maalesef halkın sağlığını doğrudan tehdit eden kansorejen maddeler de içeren sahte gıdaların yaygınlığı hemen her gün medya haberlerinde yer almaktadır.  Bu konu uygar toplumlarda ciddi şekilde denetlenirken bizde maalesef üstünkörü ve ehil olmayan birim ve yöneticilerle gerçekleştirilmektedir.  Çoğu insanımız niçin hasta olduğunu bilmeden bu gibi, cinayet işlercesine sağlıksız gıda üreten kişilerin haksız kazanç hırsına kurban olmaktadır. Bununla igili rakam tıbbi istatistikler açısından hiç de küçümsenecek bir rakam değildir.

Halka, oy kaygısıyla ne idüğü belirsiz düşük kalite kömür dağıtıp, yaşadığımız şehirlerin havasını bozmak ve insanlarımızı gıda konusunda olduğu gibi uzun vadede tehlikeli hastalıklara mahkum etmek de karşı çıkılması gereken yerel yönetim anlayışıdır.

Çevre sorunlarının arttığı ve enerji kaynaklarının azaldığı dünyamızda temiz enerjiye daha fazla geçme, enerji tasarrufu ve enerji tasarrufu sağlayacak bina ve taşıt araçlarının özendirilmesi de çağdaş belediyecilik anlayışının gereklerindendir. Bu bağlamda, enerjide tasarruf önlemlerinin özellikle, enerji tüketiminin yoğun olduğu su ve atık arıtma tesislerinden başlatılması ve evsel atıklardan enerji elde edilmesi tesislerinin özendirilip çoğaltılmasını da bu çerçevede değerlendirmek gerekir.

Çoğu deprem kuşağında olan kentlerimizin depreme dayanıklı, standartlara uyan, insan kaybını önleyecek binalara sahip olması için atılmış olan adımlar ne yazık ki çok yetersizdir. Bu konuda ülkemiz yakın geçmişte ciddi acılar yaşamıştır. Milletimiz hak etmediği durumlara maruz kalmıştır. Bu konuda daha duyarlı adımlar atmak da seçeceğimiz yerel yöneticilere bağlıdır.

İşte önümüzdeki yerel yönetim seçimlerinde ; kime –niçin-kimi düşünerek sorularının yanıtlarını bu ele aldığımız çerçevede değerlendirerek, bizi ve ülkemizi en fazla kucaklayabilecek, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevre sorunlarıyla en fazla, en dürüst ve en faydalı şekilde baş edebilecek, milli duygulara sahip yöneticileri seçmek görevimiz olmalıdır.

 
Bu makale 917 kez okundu
 
Yorumlar Yorum Yaz   Tüm Yorumları Gör
 
 
 
             

Bu makaleyi paylaş

 

  •  

  •  
        
     
     
     
  • YAZARLAR
  •  
     
    Copyright ©
     
    Photo gallery  |   Video Gallery  |   Columns About Us  |   Contact Us

             
    TÜRKİYE-TÜRKÇE  |   TURKEY  |   WORLD  |   Politics  |   Business  |   Health  |   Food  |   Sport  |   Travel  |   Technology  |   Fashion  |   Magazine  |   Art  |   FETO FACTS   |